Sırada simit var; Türklere mi yoksa Yunanlılara mı ait?

Osmanlı'nın çok büyük bir coğrafyada yüzyıllarca hüküm sürmesi, yaşanan göçler, değişen sınırlar bugünlerde sıklıkla 'Bu yemek kime, hangi kültüre ait?' tartışmalarına neden oluyor. Özellikle Yunanistan ile sıklıkla yaşadığımız bu görüş ayrılıklarına son günlerde simit de eklendi. Peki simit hangi kültüre ait? Yemeklerle ilgili bu tartışmalar neden meydana geliyor? Oxford sözlüğü ne diyor? Uzmanlar hurriyet.com.tr için yorumladı. Atina Haber sizler için derledi..

Sırada simit var; Türklere mi yoksa Yunanlılara mı ait?
M. İkbal Hatunoğlu
M. İkbal Hatunoğlu
25 Ekim 2022 Salı 17:40

Simit, 7’den 70’e herkesin sıklıkla tükettiği atıştırmalıklarımızdan biri… Osmanlı döneminden bugüne kadar beğenilerek tüketilen, ‘susamlı kebap’ ve ‘gevrek’ adlarıyla da bilinen simit, en önemli öğün arası lezzetlerinden biri olma özelliğini sürdürüyor. Kıvamı, kokusu ve tadıyla sadece damağımızda hoş bir lezzet değil, ruhumuzda da nostaljik duygular uyandırıyor.

Uzun yıllardır baklava, döner, yoğurt ve kokoreç gibi birçok lezzette yaşanan sahiplenme tartışmasına şimdilerde simit de dahil oldu. Popüler bir yunan bir Yemek sitesi olan ‘Olivemagazine.gr’ adlı sitede, "Atina ve Selanik'teki en taze ve en çıtır simit" başlıklı bir içerik yayınlandı. Söz konusu haberde, “Sadeliğiyle muhteşem olan simit, Yunanlıların en köklü yeme alışkanlıklarından biri. Kolay, ucuz ve doyurucu. Kavrulmuş susamın kokusu rahatlatıyor” ifadeleri dikkat çekti.

Aslında daha önce de simitle ilgili tartışmalar yaşanmıştı. Yunan Eleftheros Typos gazetesi, simidin kökenine bir sayfa ayırıp, "Simidin Hz. İsa'dan beri bilindiğini ve Bizans döneminde Selanik'te popüler bir yiyecek olduğunu" iddia etmişti.

Hatta o dönem Selanik Fırıncılar Derneği Genel Sekreteri Elisabet Koukoumeria yaptığı açıklamada "Herkes ‘koulouri'yi (Simit) ilk kez kendisinin yaptığını iddia edebilir fakat onun geçmişinin Bizans'a dayandığı ve adının kollikion olduğu tarihi olarak belgelenmiştir" ifadelerini kullanmıştı.

Simitle ilgili yeni paylaşım, tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Biz de konuyla ilgili uzman kişilerin görüşlerine başvurduk.

Görüşlerine başvurduğumuz Ankara Pideciler, Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf ve Sanatkârları Odası Başkanı Savaş Delibaş, Yunanistan’da simit kültürünün olmadığının ifade etti. Savaş Delibaş, “İki buçuk yıl önce bu konuyu gündeme getirmeye çalıştım ama maalesef çok fazla dikkate alınmadı. Sonuç olarak herhangi bir ürüne sahip çıkılmayınca illa ki birisi gelir sahip çıkar” dedi ve şu bilgileri paylaştı:

-- İki ülke arasında simit kültürüyle ön plana çıkan hangisi? Çok net olarak biziz. Ülkemize baktığımızda simit, yemek kültürümüz içinde özellikle de sokak lezzetlerimizde ilk sıralarda yer alıyor. Fakat bunu Yunanistan’da görmek çok zor. Zaten Komşu’da böyle bir simit kültürü de yok.

-- 38 yıldır bu meslekteyim ve simit konusunda pek çok araştırma okudum hatta ben de bazılarında yer aldım. Simit aslında 1800’lü yıllarda Ermeniler tarafından bir kültür haline geldi. O yıllarda Ermenilerin Osmanlı toprakları içinde yaşaması simidin bizim kültürümüzle kaynaşmasına neden oldu. Sonradan biz millet olarak sahip çıktığımız için şu an ne Ermenistan’da ne de Yunanistan’da bizde olduğu gibi sabah simitle kahvaltı yapayım gibi bir kültür yok.”

“Türkiye’de simit, her ilde farklılık gösteriyor. Örneğin; Ankara, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere pek çok şehrimizin kendine özgü simidi var” diyen Savaş Delibaş, Yunanlıların kendine özgü yaptığı simidin çok farklı olduğunu söyledi. Delibaş, şu detayların altını çizdi:“Yunanlılar kendi halkının damak zevkine göre ‘koulouri’ adında simit yapıyorlar. Bizim simitle arasında büyük fark var. Pişirme yöntemleri, görünüş ve susam kalitesi tamamen farklı. Fakat susamın ön planda olduğu simidin onlara ait olduğunu söylemek mümkün değil. Zaten kendine has simidi olan şehirlerimiz coğrafi işaret olarak tescillendi. İnsanlar “Simit işte ne olacak?” şeklinde konuya yaklaşabilir, basit görebilir ama simit büyük bir değer.”

Akdeniz Üniversitesi Göynük Mutfak Sanatları Meslek Yüksekokulu’nda görev alan Öğr. Gör. Dr. Beysun Güneri “Simidin tarihçesine bakınca Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde de görüyoruz. Hatta Seyahatname’de İstanbul’da birçok simit üretim yerinin olduğundan bahsediliyor. Yunanlıların sahiplenme çabaları da bir pazarlama taktiği” ifadelerini kullandı.

Güneri şöyle devam etti:

“Osmanlı Balkanlar’a yıllarca hükmetti. Anadolu’dan o topraklara yerleşen çok sayıda insan var. Haliyle göçler yoluyla yemekler öğrenildi ve kültürden kültüre geçti. Halklar her ne kadar karışmamaya çalışsa da birbirlerinden ciddi manada etkilendiler. Bu sebeple neredeyse her yemekte Yunanistan ile tartışma yaşamaya başladık. Simidi de sahipleneceklerini hiç düşünmezdim ama bu da oldu. Fakat gastronomi son yıllarda çok popüler olduğu için insanlar bundan ciddi derecede para kazanmaya başlayınca artık yerelde üretilen yiyecekler de değerlenmeye başladı.”

Ayrıca Beysun Güneri, “Oxford İngilizce Sözlüğü'nün yayınladığı güncellemede, simit kelimesinin İngilizce kelime haznesine eklendiği duyuruldu. Çok sayıda farklı kelimenin de yer aldığı listede simit, 'Türkiye menşei pekmeze bulanmış, susamla kaplı bir tür ekmek olarak' olarak tanımlandı” ifadelerini kullanarak bu detaya da dikkat çekti.

Yemek kültürü yazarı Ferit Özkaşıkçı: "Osmanlı'da simit kültürü çok yaygındı"

Simit, Arapça ‘has beyaz un’ anlamına gelen ‘samid’ kelimesinden gelir. Osmanlı döneminde saraydaki un depoları ‘simithane’, padişah fırını ise ‘simit fırını’ olarak anılıyordu. 1593 senesinde hazırlanmış ‘Üsküdar Şeriye Sicili’nde has undan yapılan halka şeklindeki ekmek türüne ‘simid-i halka’ adı verildi. II. Süleyman döneminden kalan 1691 tarihli bir mutfak defterinde çörek ve ekmeğin yanında, her gün saraya 30 adet halka-i simit tahsis edilmiş olduğu yazıyor. Osmanlı padişahları Ramazan aylarında verdikleri iftar yemeklerinden sonra yolda saf tutan askerlere simit hediye ederdi. Özetle simit kültürü bizde çok eskilere dayanıyor.

Zamanla Osmanlı kültürüne; Rumlar, Ermeniler, Levantenler, Museviler, Gürcüler ve daha birçokları da kendi kültürlerinin tatlarını ekleyerek ‘Türk Mutfağını’ zenginleştirdiler. Yüzyıllar boyunca bu coğrafyada birlikte yaşayan insanlar; savaşlar, mübadeleler veya başka nedenlerle bugün coğrafi olarak ayrı yerlerde ama aynı mutfaktalar. Yunanlıların da simit tüketmesi çok normal.

Biz de İstanbul, İzmir, Ankara, Rize ve Eskişehir gibi yörelerde simitler şekil ve lezzet açısından farklılıklar gösterir. Yunan simidi koulouri de yapıldığı yerlere göre farklılıklar içermesine karşın; kimi yerlerde açık renkli ve tombul olurken, bilhassa sokak simitleri oldukça geniş, ince ve gevrek olur.

Hürriyet Daily News Yemek Yazarı Aylin Öney Tan: "Yemekler ortak değerdir"

Türk ve Yunan mutfaklarında; beyaz peynir, yufka, baklava, kahve gibi pek çok ortaklık var. Simit de buna dahil. Özetle bu ortak lezzetler herkesin ortak kültürü haline geldi. Osmanlının çok kültürlü yapısı nedeniyle eski Osmanlı coğrafyasındaki her ülkede benzeri lezzetler var. Yemek coğrafyaya aittir. O coğrafyada yaşayan bütün insanların ortak değeridir, geçmişte yaşamış tüm kültürlerin toplamıdır.

Pastane şefi Mehmet Koç: "Türk simidi daha lezzetli"

Bu çekişmenin nedeni de iki ülkenin kültürel yakınlaşması ve yıllardan beri süregelen göçlerin etkisinden kaynaklanıyor. Ülkelerin yemek kültürleri arasında isimleri ve reçeteleri değiştirilerek ya da benzerleri yapılarak kendi ürünleriymiş gibi lanse ediliyor. Simit de böyle…

Simidin serüveni 600 yıl önce Osmanlı döneminde başlıyor ve günümüze kadar devam ediyor. Abdülmecid devrinde bile İstanbul'u anlatan gravürlerin çoğunda simitçilere yer veriliyor. Yunanlıların simidi ile bizim simidimiz arasında çok fark var. Örneğin işlenme yöntemi, görsel farklılığı ve susam kalitesi kıyas bile kabul etmez. Türk simidi daha kaliteli ve çok lezzetli.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.