Yunan mı? Yunanlı mı?

Prof. Dr. Süer Eker'in kaleminden; Yunan mı? Yunanlı mı? Bir de biz yazalım... Ayarlayıcı dil bilgisinde yanlışlar ve doğrular vardır, ölçünlü dile uygun olanlar ve olmayanlar. Örneğin İstanbul Türkçesine uygun olmadığı düşünülen her farklılık "yanlış" olarak yaftalanır. Dilbilimci bakışında ise maddi hatanın dışında, farklı kullanımlar yanlış olarak değerlendirilmez. Bu farklılıkların nedenleri araştırılır. Hareket noktalarımızdan biri bu. Önce şunu ifade edeyim biz başka halkların ve ülkelerin adlandırılmasında, çoğunlukla Arapça, Farsça, İtalyanca ve Fransızcadan kopyaladığımız etnonimleri ve toponimleri yani etnik adları ve yer adlarını kullanıyoruz...

Yunan mı? Yunanlı mı?
25 Ağustos 2020 Salı 12:39

Bu yazı, Başkent Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü hocalarından Prof. Dr. Süer Eker tarafından Ekim 2018’de Eskişehir Ticaret Lisesi 1982 Yılı 6/B Sınıfı Haber Bilim Kültür Bülteni Dergisi’nin 107’inci sayısında yayınlanmıştır. 

Yunan mı? Yunanlı mı?

Bir de biz yazalım... Ayarlayıcı dil bilgisinde yanlışlar ve doğrular vardır, ölçünlü dile uygun olanlar ve olmayanlar. Örneğin İstanbul Türkçesine uygun olmadığı düşünülen her farklılık "yanlış" olarak yaftalanır. Dilbilimci bakışında ise maddi hatanın dışında, farklı kullanımlar yanlış olarak değerlendirilmez. Bu farklılıkların nedenleri araştırılır. Hareket noktalarımızdan biri bu. Önce şunu ifade edeyim biz başka halkların ve ülkelerin adlandırılmasında, çoğunlukla Arapça, Farsça, İtalyanca ve Fransızcadan kopyaladığımız etnonimleri ve toponimleri yani etnik adları ve yer adlarını kullanıyoruz.

Adı öz Türkçe olan ülke ve halk adları ancak runik yazılı metinlerde bulunur ki onların bile önemli bir kısmı da başka dillerden alınmadır, “Purum” vb. (Yunan, Yunanlı, daha doğrusu Bizans diyelim)

Gelelim Yunan’a. Batı dillerinde “Greece/Greek” ve değişkeleri, Arap, Türk, Fars vb. İslam dünyasında “Yunan” adı kullanılıyor. Zaman zaman bizde “Grek” sözcüğünü kullanıyoruz. Bu durumda Türkçede aynı coğrafyayı/halkı ifade eden Yunan(lı)/Grek şeklinde iki sözcük bulunuyor. Ancak, biz ülke adı olan “Greece”i kullanmıyoruz, bu da malum. Yunanlılar ise bu konuda farklı bir terminolojiyi tercih ediyorlar. “Grek” sözcüğünün yerine İngilizce yazılışıyla “Hellen”; “Greece” sözcüğünün yerine ise İngilizce yazılışı ve kısa adıyla ile Hellas tercih ediliyor. Bu ülkenin iç adlandırması, tıpkı “Finlandiya-Suomi”, “Japonya-Nippon” gibi, dış adlandırmalardan oldukça farklı. Bunun sebebi, ayrı bir araştırma ve yazı konusu. Ülke adlarıyla etnik adlar arasında da genelde bir bağlantı olduğu açık: Fransız-Fransa, İngiliz-İngiltere, Türk-Türkiye, Rus-Rusya vb. İstisnalar da var tabii. “Yunan”ın da Türkçe kökenli olmadığı malum. Türkçe sözlükte kelimen hangi kökenden alındığına ilişkin bir kayıt yok, çünkü Şemseddin Sami’de bu kayıt bulunmuyor. (Şemseddin Sami, Arnavut asıllı Osmanlı yazarı, ansiklopedist ve sözlükçü. Modern anlamdaki ilk geniş kapsamlı Türkçe sözlük olan Kamus-ı Türkî'nin yazarıdır.)

Türkçedeki “Yunan” sözcünün kaynağı ya Arapçadır ya Farsçadır ya da hem Arapça hem Farsçadır. Peki, “Yunan adını Araplar mı Farslardan aldı, Farslar mı Araplardan aldı?” sorusunun cevabını bu dillerin uzmanlarına bırakalım. Ama şunu biliyoruz ki her iki halkın da eski Yunanlılarla güçlü doğrudan veya dolaylı kültürel, bilimsel bağları vardı. Yunan-İran ilişkileri çok daha eskiye uzanıyor malum, eski Persler dönemine, İsa’dan önceki zamanlara. Eski Persler acaba Yunanistan’a ve Yunanlılara ne ad veriyorlardı? Kritik soru bu. Eğer kelime “Yunan” ise bu, Arapçaya Farsçadan kopyalanmış anlamına gelebilir.

Malum, 652’de Müslüman Araplar Zerdüşt Sasanileri yenerek İran’ı ele geçirdi ve iki yüzyıl bu ülkeden ses soluk çıkmadı. 9. yüzyılda birdenbire ortaya artık Müslüman olmuş, İslam dünyasının fikir ve sanat alanında Araplardan sonra ikinci büyük katkıyı yapacak İranlıları ve Farsça çıktı. Ancak bu Farsça artık Arapçanın leksikal bakımdan derin etkisi altındaydı. Behistun yazıtlarında bugünkü Yunanistan ve Yunanlılardan “Yauna” şeklinde söz edildiğini görüyoruz, bu sözcüğün “Ionia” ile ilgili olduğu ve İslami dönemden ortalama bin yıl önce kullanıldığı açık. Mc Kenzie’nin Pehlevi sözlüğünde ise bu kez başka bir sözcük görüyoruz: “Hromayig”. Sözcüğün “Bizans, Roma” karşılığındaki “Hrom” ile buna eklenen "ayig" bileşenin sözcüğe etnik ad yani “Bizanslı, Romalı” anlamını kazandırdığını görüyoruz. Bu değişimin de Eski Grek veya Ionia egemenliğinin ve dolayısıyla kavramlarının “miadını doldurması”, Latin-Romanların güç merkezi haline gelmesiyle ilgili olduğu görüşündeyim. Sanırım bu kelime de bir süre sonra ortaya çıkacak olan “Rum”un preformuydu. Kökeni Eski Grek diline, "Ionia"ya uzanan “Yunan” sözcüğünün hangi dile ait olduğunu Farsçanın ve Arapçanın güvenilir kaynaklarına baktığımızda bir fikir edinebiliriz. Kuramsal bir bilgi olarak şunu da ekleyeyim. Etnik adların tarihi, insanlık tarihi kadar eski ve karmaşıktır. Bunların etimolojisi, altından kolay kolay kalkılabilecek bir konu değildir, hele tek özelliği yaptığı dağınık ve yüzeysel okumalarla bir şeyler kanıtlamaya çalışan meraklıların işi hiç değildir. Kıt yazılı kaynaklar tarihsel süreç içinde farklı dilsel, dinsel, etnik ve kültürel toplulukların ve bunların birbirleriyle sonsuz karmaşa ve boyuttaki ilişkilerini aydınlatabilecek yeterlikte değildir. Her hangi halkın/dilin uzmanı bilim insanlarının en derinlik ve kapsamlı çalışmaları bile en çok bilinen, tanınan her-hangi bir etnik adın kökeni ile ilgili kesin bilgiler veremeye-bilir. Nitekim biz "Türk" adının hangi dile ait olduğunu, anlamının ne olduğunu, runik yazı öncesi dönemlerde Türk'ün kim olduğunu açık biçimde bilmiyoruz. Bildiğimiz, bu adın Orhon Yazıtlarıyla birlikte "Türkler" tarafından bir etnik ad olarak benimsendiği. Daha sonra genelleşerek dil ve kültür bakımından benzer diğer toplulukları da kapsadığı. Bundan öncesi karanlık, Soğd ve Çin kaynaklarına bağımlı ve mahkûm olduğumuz zamanlar. Bu dönemleri ve bu dilleri dil bilimsel olarak araştırabilecek bilgi birikimi bizde nerede ve kimde var onu da bilmiyorum. "Türk" etnonomi ile ilgili olarak dünyada yaşayan bilim insanları arasında András Róna-Tas'tan daha yetkin kimsenin olduğunu pek sanmıyorum. Onun görüşleri de belli. Bu noktada şunu da ifade edeyim. Etnik adlar çok izafidir. Dil ve kültür bakımından birbirine benzeyen birçok topluluk, diğer yabancı, komşu veya istilacı toplumlarca bütün bu ayrıntıları ortadan kaldırılarak tek bir adla genelleştirilebilir, tek tipleştirilebilir. Örneğin, Bizans kaynakları giyimlerini, kültürlerini vb. Türklere benzettikleri için birçok Macar kabilesini "Türk" adı altında genelleştirmiş ve "etnik labirent" ten kendini kurtarmıştır.

Yanya kökenli Araştırmacı - Yazar Şemseddin Sami, Kamus-i Türki adını verdiği modern anlamdaki ilk geniş kapsamlı Türkçe sözlüğün yazarıdır. Şemseddin Sami eserinde 'Yunanlı' kelimesini 'Yunan ahalisinden adam' anlamında kullanmıştır. (1889)

Yunanlı için Yunanca bilmeyen herkes "Barbar"dır. Araplar için Arap olmayan bütün topluluklar "Acem"dir. Türk için, tanınmayan, yabancı olan bütün yabancılar "Tat" olur. Bir süre sonra "Acem" adı İranlıların üstünde kalır. Sayısız Slav kabileleri sayısız etnik adla anılırken dışarıdan biri bunların hepsini "Rus" çatısı altında toplayıverir. Çoğu zaman yabancıların genelleştirdiği bu adlar, adlanan toplum tarafından benimsenip ulusal ad hale getirilir. Yukarıda sözünü ettiğimiz üzere birbirine benzer Uygur, Tatar, Kırgız, Başkurt vb. tamamı diğerlerinde Türk adı altında toplanıverir. Slav toplulukları İskandinavyalıların kendilerine verdiği "Rus" adını benimseyiverir. Haydar Aliyev'in meşhur mottosu malum; "Fahredirem kimen Azerbaycanlıyam". "Azerbaycan", Azeri" adlarının bu coğrafyada yaşayan Türkçe konuşan halka aslında İrani bir topluluk olan, İrani dil konuşan Azerilerden yapışıp kaldığının bilincinde ve bilgisinde olan azdır. Onlar benimsedikleri kökeni yabancı bir etnik adla fahredip dursun. Tabii bu kınanacak bir durum değil, yukarıdaki birkaç örnekte de görüldüğü gibi, yeryüzündeki pek çok topluluk için durum benzer. Bugün bile durum çok farklı değil, İngiliz, Fransız, İsviçreli vb. yerine kısaca Batılı, Avrupalı, Gavur (!) vb. genelleştirmeler etnik karmaşayı, zorluğu kolaylaştırma süreçleri ve terminolojisidir. İngiltere'deki sayısız etnik ad yerine dışarıdan bakanlar için "İngiliz" etnonimi yeter de artar. "Raz enderraz". Etnik ad olarak "Yunan-lı" yanlıştır, "Yunan" doğrudur diyenler, orijinal kaynaklara ve kaynak dillere baktığımızda yanılıyorlar. Gerçek tam tersi; YUNAN, özgün kaynaklarda ülkenin, yarımadanın adı. "Grek/Elen/Helen vb. halkın adı YUNAN değil YUNAN-İ, Türkçe ifadesiyle YUNAN-LI. Ancak; TDK Türkçe Sözlük'te durum böyle değil. Ama yanılgıda olan Şemseddin Sami değil.

Sözcüğün Harf-i tarifle birlikte Arapçada “el-yunan diye okunduğunu biliyoruz. Arapçada Yunani’nin yanı sıra “Grek” etnik adının al'iighriqiu şekli de mevcut. “Yunaniyun/ da "Yunanlılar" karşılığında bulunuyor.

Farsçanın sözlüğü dendiği zaman ilk akla gelenlerden biri Steingass’. Steingass’ta “Yunan/Yunani”ile ilgili şu veriler var: “yūnān”, “Ionia, Yunanistan”; yūn veya “yawan”dan gelen Yunan ulusu, Yafes’in oğlu; Baalbek yakınlarındaki bir köyün adı; “ḥukamāyi yūnān” Yunanistan'ın bilgeleri. yūnānī, Yunanlı; Yunan olan şey, Grecian; Helenist. yūnāniyān “Grekler, Yunanlılar”

Bu arada fırsatta istifade, sözcüğün Hintçede “yoonaan”, Gürcücede “saberdzneti”, Ermenicede ise “Hunastan” olduğunu öğrendim. Yunanlıların kendilerini nasıl anlattıkları konusu ise çok ayrı ve uzun bir konu. Şimdilik bu konuya da girmeyelim. Yunan’ın etimoloji için “İyon”dan hareket etmeye hiç kalkışmayalım. Daha Türkçe uzmanları arasında bile Türkçe kökenli kelimelerin “mufassal, mükemmel” etimolojisini yapabilecek bir donanımız yokken kalkıp da Eski Greklerin etnik adlarıyla ilgili Nişanyan’da alıntı yapma vb.nin ötesine gitmeyecek gayretler boşa gitmeye mahkumdur. Haddimizi bilmek irfandır. Türkçe Sözlükte şu açıklama var: *Yunanlı xYunan. Yunanistan'da yaşayan veya Yunanistan halkından olan kimse, Yunanistanlı, palikarya”. TDK bunu yanlış kulanım olarak değerlendiriyor. Güncel Sözlük’te ise “Yunanlı”nın (yanlış değil), halk ağzına özgü bir sözcük olduğu ifade ediliyor. Bu açıklamalar üzerinde çok şeyler söylenebilir; ama şimdilik konuyu dağıtmayalım.

Sonuç:

Gerçekte ortada şu yanlış, bu doğru diyecek açık ve kesin bir durumdan söz edilemez. Bence en az doğru olan YUNAN-LI ifadesinin yanlış olduğunu ileri sürmek. Sıkça Yapılan yanlışlar arasında gösterilen YUNANLI’nın neden yanlış olduğuna ilişkin bir ölçüt yok. Aksine, YUNAN verici dillerin her ikisinde de EL-YUNAN ve YUNAN ülke adı, yarımada adı. Şemsettin Sami de bu düşünceyi paylaşıyor. Bence en güvenilir kaynaklardan biri Kamus-ı Türki’dir.

Bugünkü temel sözlüklerimiz onun üzerine bina edilmiştir. Etnik ad, halk adı olan, batı kökenli GREK’in karşılı olan sözcük ise her iki verici dilde de nispet i’si ile, YUNANİ şeklinde. Malum nispet i’si aidiyet bildirir ve dil isimleri de yapar. Ama burada işi karıştıran diğer bir kullanım da YUNANCA sözü, normal koşullarda dil isimleri istisnalar yer adlarına değil, etnik adlara gelir. Yunanca'nın hangi tabana geldiği karmaşık bir konu. Her iki durum da sorun yaratıyor. Şöyle bir evrensel olgu var YER İSİMLERİ > ETNİK İSİM yani yer adları zamanla üzerinde yaşayan halka da adını veriyor. Örneğin PARS (Orta İran, İran platosu) krş. Arapça biçimiyle FARS >İran’ın nüfusça en kalabalık halkı > PARS-İ/FARS-İ (Fars ile ilgili ve Farsça, Fars dili); HİND ‘ülke adı’ > HİND ‘Etnik ad, halk adı) > HİND-İ (Hint ile ilgili, Hintçe). Türkçe konuşanlarda pek tanınmayan, bilinmeyen ülke adlarına ve hattaetnik adlara –lI/-lU eki ilave etme yönelimi güçlü.

1990’lı yılların hemen başlarında misafir öğrenciler ülkemize ilk geldiği zamanda arkadaşları ve hatta öğretmenleri Özbek yerine *Özbekli, Kırgız yerine *Kırgızlı derlerdi. Bu da ayrıca incelenebilecek bir konu. Aynı sorunu SOĞD adında da yaşarım. Soğd/soğdak Eski Türklerde hem yer ismi hem de etnik ad, şahsen ben de etnik ad olan SOOĞD ile onu “Türkçeleşmiş biçimi” olan SOĞDLU arasında hep mütereddit kalırım. TİK Komitesinde yer aldığım Özbek öğrencimiz ile bu konuyu uzun uzun tartışmıştık. Kamrann Azadi’nin katkısıyla şimdilik burada durayım: “Yunanlılara "Yunan" demek, İranlılara "İran" demek gibi birşey.” Peki hangisini kullanacağız diyen olursa, TDK ne diyorsa düşüncelerimize uymasa bile onu; en azından resmi kullanımlarda YUNAN’ı tercih edebiliriz. Gel de Galile'yi anma diyelim.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
asuman - 2 yıl önce
Başlığınızdaki sorunun cevabını bu yazıdan anlayabilmek bayağı zorlayıcı ve halen de tam anlamadım. Sıradan vatandaş için ve basit sözcüklerle cevabı tek cümle ile özetleyebilir misiniz ?teşekkürler
Avatar
chuuya - 2 ay önce
bir yazım şeklini söylemek bu kadar zor olmamalı..